ÇEVİRİ GERÇEĞİ
Çeviri ihtisas işidir.
Çeviri işletmelerine her gün, inşaat mühendisliğinden, uluslar arası hukuka, medyadan tarıma veya makine tekniğinden ameliyat sonrası tedaviye kadar pek çok konuda yüzlerce sayfa girip çıkar. Ön okuma, çeviri, kontrol, düzeltme, son okuma ve sayfa düzeni gibi pek çok süreçten oluşan nitelikli çeviri hizmetinin verilmesinde iş yüküne bağlı olarak pek çok insan görev alır.
Çeviri, günümüz bilgi toplumunun çılgınca arayışıyla desteklenen küreselleşmeye bağlı olarak akademik araştırmalarla boğuşan bir öğrenciden, dosyasını güçlendiren bir avukata, sektöründeki gelişmeleri takip eden bir işadamından, iş dünyasındaki herhangi bir yöneticiye kadar her ferdin, dolayısıyla da toplumun en önemli ihtiyaçlarından biri haline gelmiştir. Günümüz insanı, birbiri hakkında daha çok şey öğrenmek, birbiriyle ticaret yapmak, birbirini daha iyi anlamak için, onları bir zamanlar birbirlerinden ayıran sınırlarını kırdıkça çeviriye daha da fazla ihtiyaç duymaktadır. Bu durum, hukuktan ticarete, teknik bilgilerden sosyal bilimlere kadar pek çok alanda ifade edilebilme ve anlaşılma gerekliliğini doğurmaktadır.
Doğru ve etkin bilgi akışının temin edilmesi, insanların düşünceleri, ahlaki değerleri, niyetleri ve de en önemlisi duyguları arasında köprüler kurma yükümlülüğü çevirmene düşmektedir. Çevirmenin omuzlarındaki bu emsalsiz ve meşakkatli yükümlülük bir yandan, iki veya daha fazla dilde iletişim becerileri, yaşamın kapsadığı neredeyse her alanda derinlemesine bilgi, benzersiz bir yetenek ve hitabet sanatı gerektirirken, kelimeleri alışık olunmayan pek çok farklı diziliş ve ahenkle kullanabilme, dolayısıyla da cümle yönlendirme yetisini öngörmektedir. Kaynak dilin inceliklerini bilmek, hedef dile de bütünüyle hakim olmak çevirmenliğin olmazsa olmazlarındadır. Bu yönüyle çevirmen, hem bir bilim adamı hem de sanatçıdır. Bir gün avukat, bir gün pilot, bir gün mali müşavir veya doktor olan çevirmen, yeri geldiğinde göz kamaştırıcı bir pırlanta tek taşı yaratan kuyum ustası, kimi zaman bir metin yazarı, kimi zamanlarda ise inşaat mühendisi olmak zorundadır. Asıl olan kelimelerle, cümlelerle savaşmak değil, doğru ifade ve terimleri ahenkli bir dizilişte kullanarak kaynak dildeki anlamı hedef dile en doğru şekilde aktarabilmektir.
Her gün değişik konularda sayfalarca çeviri üretmek, üslubu, ifadeleri, cümle yapıları birbirinden farklı metinleri işlemek ve bu sırada zamanla yarışabilmek çevirmenin rutin dünyasının değişmez öğeleridir. Bilgin, hızlı, dikkatli, disiplinli olmak, keşfetmeye ve öğrenmeye açık olmak gerçek bir çevirmenin tanımlanmasında akla gelen ilk kavramlardır. Çevirmenin çelik gibi sinirleri, keskin bir zekası, usta elleri, güçlü bir kalemi ve hepsinden önemlisi insanları anlayabilme becerisi vardır.
Birbiri ardına yapılan onca çeviriyi hafızasının savruk noktalarına depolayan çevirmen beyni, bazı durumlarda bildiği herşeyi unutabilmekte, hiçbir çözüm üretememekte, hatta bazen kısa süreli zoraki dinlenmelere kaçabilmektedir. Çeviri, her unsuruyla zor bir iştir. Yine de çeviri sürecine dahil olmak, ortaya çıkan eserde pay sahibi olmak her ne kadar stresli ve meşakkatli de olsa, yapılan her çeviri ayrı bir keyiftir. Hele ki, sunulan çeviri hizmetinin muhatabından, iş sahibinden alınacak küçük bir teşekkür, çevirmen için, kazandığı paradan çok daha fazlası anlamına gelecektir. Nitelikli çeviri üretebilmek için geçirdiğimiz bunaltıcı derecede yoğun saatler ve uykusuz geceler biz çevirmenler için yaşamı her ne kadar dayanılmaz hale getirse de, harcanan emekler karşılığında ortaya çıkan çeviri ürününden aldığımız haz hepimizin yaşama amacıdır.
Özgür Karaköse
Genel Müdür